Büyük Zâtların Büyük Olmalarına Bâzı Şeyler Sebep Olmuştur.
Dostlarının Isrârları Karşısında Dikkat Ettikleri, Prensip Edindikleri Hususlardan Birkaçını Bildirmişlerdir. Bunlardan Bâzılarını Kıymetli Eserlerden Alarak Yazıyoruz:
✫ Hazreti Ebû Bekr’e Sordular:
▬ “Allah İçin Söyle! Bu Mertebeye Ne ile Eriştin?”
Buyurdu ki:
▬ “Dinimi Dünyâya Tercih Ettim. Âhiret İçin Allah Rızâsını Seçtim. Her Zaman Allah’ın Hakkını Üstün Tuttum. Her İşimde Sadece Allah’ın Rızâsını Gözettim ve Bunun Dışına Asla Çıkmadım.”
✫ Aynı Şekilde Hazreti Ömer’e Sordular. Buyurdu ki:
▬ “Allah Dilerse Bir Kulunu Aziz Eder, Dilerse Zelil Eder. Bunu Hiç Unutmadım.”
✫ Hazreti Osman’a Sordular. Buyurdu ki:
▬ “Kur’an ve Sünnete Uydum. Allah’ın Her Şeyime Vâkıf Olduğunu Hiç Unutmadım.”
✫ Hazreti Ali de Buyurdu ki:
▬ “Cihad ile Eriştim. Otuz Yıl Mücahede Kılıcı ile ve Haşyet Zırhıyla ve Verâ Kalkanı ile Taât ve İbâdet Oku ile Gönül Kapısında Oturdum. Allah’ın Rızâsından Başka Hiçbir Şeyi Gönlüme Koymadım, Hâtırıma Getirmedim.”
✫ Hazreti Lokman Buyurdu ki:
▬ “Emânete Riâyet, Doğru Söylemek ve Malayaniyi (Faydasız Sözü) Terk Edip, Bana Gerekmeyeni Bırakmakla Bu Dereceye Kavuştum.”
✫ Hazreti Musa da, Hazreti Hızır’a:
▬ “Ledün İlmine Nasıl Kavuştun?”
Diye Sordu. O da:
▬ “Günâh İşlememeye Sabretmekle.”
Dedi. Kavmi Hazreti Musa’ya:
▬ “Allahû Teâlâ Neden Râzı ise Onu Yapalım?”
Dediler. Vahy Geldi:
▬ “Benden Râzı Olursanız, Sizden Râzı Olurum.”
Allah’tan Râzı Olan, O’nun Emirlerine Uyar ve Yasaklarından Kaçarak O’nun Takdirine Râzı Olur, Böylece Yüksek Derecelere Kavuşur.
✫ Îmâm-ı Ebû Yusuf’un Oğlu Ölünce, Talebesine:
▬ “Defin İşini Siz Yapın, Ben Hocamın (Îmâm-ı A’zam Ebû Hanife Hazretlerinin) Dersine Gidiyorum.”
Dedi. Kendisini Vefâtından Sonra Rüyâda Cennette Muhteşem Bir Hayat Sürerken Gördüler ve:
▬ “Bu Ne İhtişam, Nasıl Kavuştun?”
Dediler. O da:
▬ “İlme, İlim Öğrenmeye ve Öğretmeye Olan Sevgim ile...”
Buyurdu. ✫ Hazreti Musa, Peygamber Efendimizin Sahip Olduğu Makamlardan Birinin Nûrunu Görünce Bayılacak Hâle Geldi. Rasülullah’ın Bu Dereceye Nasıl Yükseldiğini Sordu. Hakk Teâlâ Hazretleri de Buyurdu ki:
▬ “Yüksek Ahlâkı Sayesinde Bu Dereceye Kavuştu. Bu Ahlâk İsardır. Yâ Musa! Ömründe Bir Kere İsar Edene, İsar Ahlâkı ile Bana Kavuşana Hesap Sormaktan Hayâ Ederim!”
İsar; Muhtaç Olduğu Bir Şeyi Kendi Kullanmayıp, Muhtaç Olana Vermektir. Hadîs-i Şerifte de Buyuruldu ki; Kıyâmette Sorgusuz Sualsiz Uçarak Cennete Gidenlere Melekler:
▬ “Bu Dereceye Nasıl Kavuştunuz?”
Derler. Derler ki:
▬ “İki Hasletimiz Vardı. Yalnız iken de Günâh İşlemeye Utanırdık ve Allahû Teâlâ’nın Verdiği Az Rızka Râzı Olurduk. [İbni Hibban]”
✫ Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri de:
▬ “Her Yerde Allahû Teâlâ’nın Gördüğünü ve Bildiğini Düşünüp, Edebe Riâyet Etmekle Bu Dereceye Kavuştum.”
Buyurdu. ✫ Hazreti Musa, Sâlih Bir Zâta İmrenip Kim Olduğunu Sorunca, Hakk Teâlâ Buyurdu ki:
▬ “Bu Zât, Şu Üç Amel ile Bu Dereceye Ulaştı: Hiç Hased Etmedi, Ana-Babasına Âsi Olmadı ve Söz Taşımadı.”
✫ Bahaeddin-i Buhârî Hazretlerine:
▬ “Bu Dereceye Nasıl Kavuştun?”
Diye Sordular. Buyurdu ki:
▬ “Rasülullah Efendimize Tâbi Olmakla...”
✫ Alaeddîn-i Attâr Hazretleri de Buyurdu ki:
▬ “Hocam Bahaeddin-i Buhârî’nin Bana Tek Nasihâti Vardı, “Alaeddîn, Beni Taklit Et!” Buyurmuş idi. Bunu Yaptım. Onu Taklit Ettiğim Her Hususta Onun Aslına Kavuştum.”
✫ Ebü’l-Abbâs-ı Mürsi Hazretleri Sohbetlerinde Hep, “Hocam Ebü’l-Hasan-ı Şâzili Buyurdu ki, Hocam Şöyle Anlattı...” Şeklinde Söze Başlar, Hep Hocasından Nâkiller Yapardı. Bir Gün Birinin:
▬ “Hep Hocanızdan Nâkil Yapıyorsunuz, Hiç Kendinizden Bir Şey Söylemiyorsunuz?”
Demesi Üzerine Buyurdu ki:
▬ “Ben Evden Bir Şey Getirmedim. Ne Kazanmışsam Dergâhta Kazandım. Hocamdan Öğrendiklerimi, “Allahû Teâlâ Buyurdu ki, Rasülu Buyurdu ki...” veyâ “Ben Diyorum ki...” Diyerek Pek Çok Şey Anlatabilirim Ama Bütün Bunları Öğrenmeme, Bu Dereceye Yükselmeme Vesile Olan Hocama Karşı Edebe Riâyet Ederek, Hep Hocamdan Nâklederek Konuşuyorum. Uygun Olan da Budur. Hocasından Bahsetmeyen, Hep Ben Diye Konuşan Kimsede Hayr Yoktur. En İyi Âlim, Kendinden Söyleyen ve Kendine Bağlayan Değil, Nâkleden, Vâsıta Olandır. Dinimiz Nâkil Dinidir. Îmân, İbâdet Bilgileri Kıyâmete Kadar Aynıdır, Değişmez. Nâkleden Aziz, Nâkilsiz Konuşan Rezil Olur.”
✫ Süfyân-ı Sevri Hazretleri Harâmlardan ve Şüpheli Şeylerden Kaçanların Başında Gelirdi. Edep ve Tevâzuda Benzeri Azdı. Dostlarından Biri Kendisini Rüyâda Görüp, Cennette Nûrdan Kanatlarla Uçtuğunu Gördü:
▬ “Bu Dereceye Nasıl Kavuştun?”
Dedi. Buyurdu ki:
▬ “Dine Uymakta Çok Hassas Davranmakla...”
✫ Seyyîd Abdülkâdir Geylâni Hazretlerine Sordular:
▬ “Bu İşe Başladığınızda, Temeli Ne Üzerine Attınız? Hangi Ameli Esâs Aldınız da Böyle Yüksek Dereceye Ulaştınız?”
Bunu Soranlara Buyurdu ki:
▬ “Temeli Doğruluk Üzerine Attım. Hiç Yalan Söylemedim. İçim ile Dışım Bir Oldu. Bunun İçin İşlerim Hep Rast Gitti.”
✫ Habib-i Râi Hazretleri Ağaç Çanağını Bir Taşın Altına Tutar, Biri Bal Biri Süt Olmak Üzere İki Çeşme Akmaya Başlardı. Oradakiler Bu Kerâmeti Görünce:
▬ “Bu Dereceye Nasıl Kavuştun?”
Dediler. Buyurdu ki:
▬ “Muhammed Aleyhisselâm’a Uymakla... Hazreti Musa’nın Kavmi Kendisine Karşı Oldukları Hâlde Hâre Taşı Onlara Su Verdi. Derecesi Hazreti Musa’dan Yüksek Olan Rasülullah’a Uyduktan Sonra, Taş Niye Süt ve Bal Vermesin ki?”
✫ Bişr-i Hâfi Hazretleri Anlatır; Rüyâmda Rasülullah’ı Gördüm. Bana:
▬ “Allahû Teâlâ’nın Seni Neden Üstün Kıldığını Biliyor musun?”
Buyurdu. Ben:
▬ “Hayır?”
Deyince Buyurdu ki:
▬ “Sünnetime Tâbi Olman, Sâlihlere Hizmet Etmen, Din Kardeşlerine Nasihât Etmen, Ehl-i Beytimi ve Eshâbımı Sevmen Sebebiyle Bu Dereceye Kavuştun...”
✫ Râbia-i Adviyye Hazretlerinin Tevekkülü O Dereceye Ulaşmıştı ki:
▬ “Gök Tunç Olsa, Yer Demir Kesilse, Gökten Bir Damla Yağmur Düşmese, Yerden Bitki Bitmese ve Dünyâdaki Bütün İnsanlar Benim Çocuğum Olsa, Allahû Teâlâ’ya Yemin Ederim ki, Onlara Nasıl Bakacağım Düşüncesi Kalbime Gelmez. Çünkü Allahû Teâlâ Hepsinin Rızkını Vereceğini Bildirmiş ve Üzerine Almıştır.”
Derdi.
▬ “Bu Yüksek Derecelere Ne ile Kavuştun?”
Dediklerinde de:
▬ “Beni İlgilendirmeyen Her Şeyi Terk ve Ebedî Olanın, Yani Allahû Teâlâ’nın Dostluğunu İstemekle...”
Buyurdu.