DEĞERLİ DOSTLAR :
Şimdi anladık mı, aslında evimizin çok küçük olmadığını, ya da çok soğuk olmadığını, yattığımız yatağın, üstümüzdeki yorganın markasının çok da önemli olmadığını, ya da yediğimiz yemeğin tuzunun, salçasının etinin, sebzesinin az ya da çok olmasının, çok önemli olmadığını, yemeğimizi beş on dakika gecikmesinin önemsizliğini, ballandıra ballandıra anlattığınız arabanızın markasının, yazlığınızın, zenginliğinizin çok önemli olmadığını, ya da milyonlarca liraya aldığımız konutun belki de mezarımız olabileceğini, üstünüzdeki montun, ayağınız üşümesin diye bir köşede duran battaniyenin kıymetini, sıcak bir çayın, çorbanın ekmeğin nasıl da kıymetli olduğunu, incir çekirdeğini doldurmayan şeyler için kalbini kırdığınız bir insanın gönlünü almaya vaktiniz olamayacağını ve ne kadar gereksiz olduğunu, nerede nasıl yattığınızın değil de, nerede nasıl, ya da ne halde uyanacağınızı, ya da uyanamayacağınızı, üzerinizde uyuduğunuz yorganın, yerine, moloz yığınlarının altında kalabileceğinizi, bu afetler, felaketler, hep ders olmalı, unutulmamalı, zenginliğin, malın mülkün makamın emanet olup İNSANLIĞIN kalıcı ve gerekli olduğunu, sevdiklerinizin kıymetini bilin, kalbini kırmayın, yediğinizi, içtiğinizi israf etmeyin, emanet olan hayatımızı, canımızı, ne zaman, nerede teslim edeceğimiz belli değil…. Vesselam.
Allah ölümün de Yaşamanında hayırlısını nasip eylesin,Rabbim! Beterinden Korusun,Gazabıyla Değilde Rahmetiyle Bizlere Muhafaza Eylesin,Amin!Selam Ve Dua ile!